Bir Batmanlı olarak ülkemiz ve insanlık için hayırlı olur umuduyla “Partisiz Yönetin” adlı bir kitap yazdım. Kitabımla ilgili gelişmeler aşağıdaki mektubumda özetlenmiştir. Batmanlı hemşehrilerimin bu konuda beni yalnız bırakmayacaklarını umuyorum. Saygılarımla.
M.Salih EKİNCİ
HALKA AÇIK MEKTUBUMDUR
Değerli okurlar; çocuklarımıza verdiğimiz zararın vicdan azabını çekmesem, belki de bana ve kendinize verdiğiniz zararı sineye çeker, böyle bir mektup yazma gereği duymazdım. Mektubu okuduktan sonra nasıl bir tepki vereceğinizi bilmiyorum; ancak şu anda kime ne zararımız olmuş ki dediğinizden eminim; çünkü geçmişte ben de sizin gibi düşünüyordum. Örneğin; yıllar önce sadece tarım ve hayvancılık potansiyeli mevcut nüfusu besleyecek düzeyde olan, bir yılda dört mevsimin yaşandığı, iki kıta arasında köprü görevi gören, üç tarafı denizlerle çevrili, sayısız göl ve akarsuya sahip, yerüstü yer altı zenginlik kaynakları yanında turizm girdisi, işçi dövizi girdisi, kol gücü, beyin gücü ve genç bir nüfusu olan bu ülkenin gerçek sahibi olduğuma ve bu ülkenin demokrasi ile yönetildiğine inanıyordum. Bu nedenle kendi kendine yetebilen ülkemde vatandaşlık görevlerimi yapmaktan başka bir şey düşünmüyordum. Ancak zaman içinde ne kadar yanıldığımı geç de olsa anlamaya başladım; çünkü ülkemin bütün olumlu şartlarına rağmen enflasyon yaşanıyor; zamlar, ekonomik krizler, yokluk kuyrukları ve karaborsa almış başını gidiyordu. İş ve trafik kazaları, hastanelerde rehin kalanlar, maaş kuyruklarında ölen emekliler, yardım paketi almak uğruna çamurlar içinde sürünen kadın, yaşlı ve çocuk manzaraları insanlık onurunu kıracak düzeyde yaşanıyordu. İnsanlar, sağcı-solcu, komünist-faşist, Türk-Kürt, Alevi-Sünni, Laik-Antilaik şeklinde kamplara bölünüyor ve çatıştırılıyordu. İşkence yapanlar, faili meçhul cinayet işleyenler ve çeteler hukuku katlediyordu. Milyonlarca insan yoksul, mutsuz ve umutsuz hale gelirken, mutlu bir azınlık, servetini küresel boyuta taşıyordu. Kısacası üzerine titrediğim düzen, mutlu bir azınlık yaratmaktan başka bir işe yaramıyordu. Hiçbir suçu günahı olmayan çocukların geleceği ise, daha karanlık görünüyordu; çünkü dünya milli gelirinin bir kaç katına çıktığı bilinen küresel sermaye bloklarının, yeryüzündeki zenginlik kaynaklarına el koymadan yaşamlarını sürdürmeleri mümkün görünmüyordu. Bu da gelecekte küresel sermaye blokları ve onlara taraf olmak zorunda kalacak ülkeler arasında amansız savaşların çıkacağı, bu savaşlar sonunda sermayenin tekelleşeceği ve bir sermaye imparatorluğunun kurulacağı anlamına geliyordu. Böyle bir imparatorluğun söz konusu olması halinde ülkelerimize birer şirket adı verebilecekleri, torunlarımıza şirket bayrakları altında şirket marşları okutabilecekleri ihtimali vicdan azabı çekmeme neden oluyordu. Dolayısıyla mevcut düzene karşı olan düşüncelerim hızla değişiyordu. Kısacası mevcut düzen, bu düzene hizmet eden beni ortadan kaldırmak, düzeni değiştirmek isteyen beni yaratmak için elinden geleni yapıyordu.
Artık söz konusu sonuçları yaratan mevcut toplumsal örgütlenme ve yönetim biçiminin değiştirilmesi gerektiğine inanıyordum. Bu nedenle bir arayış içine girdim. Bu sırada yaşadığımız sonuçların partilerin varlığından kaynaklandığını fark ettim; çünkü partiler; halkın lokomotif gücü olan kamu personelini parti yandaşı olup bölünür bahanesiyle yönetim sürecinden uzak tutuyor; ancak işçinin, köylünün, esnafın parti yandaşı olup, bölünmesinde sakınca görmüyordu. Merkezi ve dikey bir yapılanmayı benimsiyor; anlamına uygun yerel yönetimlerin kurulmasına engel oluyordu. Yapısı gereği sermayenin parası, teknolojisi ve medyasına yaslanıyor; bunun sonucu olarak, devlet örgütü kapısında ihale bekleyen sermayenin müteahhitlik firmaları haline geliyordu. Kadınların temsil edilmelerine, gençliğin ve ehliyetli temsilcilerin iş başına gelmesine olanak tanımıyordu. Yine yapısı gereği lider sultası yaratıyor; seçtirdiği vekillerin özgür iradelerini kullanmalarına imkan vermiyordu. Seçim barajları marifetiyle halkın önemli bir kesiminin temsil edilme hakkını gasp ediyordu. Halkın özgür iradesi ile temsilcisini seçmesine olanak tanımıyor; bürokratları siyasi parti uzantısı haline getiriyordu. Halkın dili, dini, ırkı farklı kesimlerini çatıları altında ayrı ayrı örgütlüyor; onları yarıştırıp, çatıştırmak suretiyle, birbirleri için tehdit unsuru haline getiriyor; farklı kesimlerin iletişim içine girmesini, birbirini tanımasını, güvenmesini engelliyordu. Dolayısıyla halk, doğal ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik ortak amaçlar etrafında toplanıp, kaynaklarına sahip çıkabilecek güçlü ve tutarlı bir toplumsal örgütlenmeye sahip olamıyordu. Bu nedenle ganimet malına dönüşen kaynakları kolayca sömürülüyordu. Partisiz bir yönetime ihtiyaç olduğu ortadaydı. Oysa biz, verdiğimiz oylarla yaşananları meşrulaştırmaktan başka bir şey yapmadık. Oylarımızla hem kendimizin hem de gelecek nesillerin kuyusunu kazdığımızı hiç hesaba katmadık. Şimdi soruyorum; bütün bunlardan sonra hiç kimseye zarar vermedik diyebilir miyiz?
Sizi bilmem; ama kendimi suçlu hissediyorum. Bu nedenle iki yıl önce, “Partisiz Yönetin” adlı bir kitap yazdım. Hatta kitabın masraflarını karşılayabilmek için emekli olmak zorunda kaldım. Bastırdığım üç bin kitabın tümünü ben aldım; çünkü önerdiğim konuyu tartışmakta geç kaldığımızı, kendim alıp, etkili ve yetkili kişi ve kurumlara yollamam halinde daha çabuk gündeme getirebileceğimi düşündüm. Kitapların, ulaşmak istediğim kitleye yetmeyeceğini biliyordum. Ancak o sırada şansımın yaver gittiğini söyleyebilirim; çünkü yakın çevreme kitap dağıtmaya başladığım sırada bir internet sitesinden röportaj teklifi aldım. Bu fırsatı kaçırmadım. Kitabı özetler uzunlukta bir röportaj verdim. Daha sonra kitap ve röportaj yollama işini birlikte yürüttüm. Bir buçuk yıl içinde 20.000 civarında kişi, kurum ve kuruluşa röportaj, 500’ü üniversitelere olmak üzere 2700 civarında kişi, kurum ve kuruluşa da kitap yollamayı başardım. Ayrıca yabancı devlet başkanları, başbakanları ve uluslar arası kurum başkanlarına 50, yabancı büyükelçilere 85 ve yabancı basın ajanslarına da 135 adet kitap yolladım.
Kitabı bastırdığım günden bu yana geçen süre içinde; gerek yüz yüze, gerek mektup, telefon ve e-mail yoluyla, bir çok kesimden, özellikle de halk ve akademik kesimlerden yüzlerce umut verici tepki aldım. Tabi bunların tümün sizlerle paylaşma imkanına sahip değilim. Bu nedenle tutumlarını merak edebileceğinizi düşündüğüm bazı kesimlerin tepkisini paylaşmakla yetineceğim. Örneğin; yurt dışından 8 adet mektup aldım. Bunlar İngiltere ve İspanya Başbakanlıkları, İspanya Krallığı, KKTC, Brezilya, Fransa ve Küba Cumhurbaşkanlıklarından gelen mektuplardır. Bunların bir kaçı teşekkür içeriklidir. Birkaçını ise henüz tercüme etmiş değilim. Ancak Polonya’dan gelen mesajda kitabımın Cumhurbaşkanlığı kütüphanesine kaydı için resmi kabulün yapıldığı bildirilmektedir. Küba’dan gelen mektubun ise bir başka güzel olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum; çünkü bu mektupta: “Biz sizi karşılama fırsatını umut ediyoruz.” denilmekte ve kitabımın Küba Hükümet Konseyi Sekreterliği’ne gönderildiği bildirilmektedir. Ayrıca mektubun ilişiğinde;bir Küba Bayrağı kartpostalı bulunmaktadır. Kartpostalın arkasında ise; Küba Devrimi’nin efsane lideri Sayın Fidel CASTRO’nun bir söyleşisi ve mavi kalemle atılmış imzası bulunmaktadır. Bütün bunların beni ne çok sevindirdiğini düşünebilirsiniz. Evet öyle oldu. Ancak ben asıl ilgiyi kitap yolladığım bazı üst düzey yöneticilerimizden bekliyordum. Maalesef yasama organının değerli bir yöneticisinden gelen bir nezaket mektubu ve yüksek yargı organının değerli bir üyesinin beğenisini bildirmek üzere açtığı telefondan başka bir tepki almadım. Kitap yolladığım 15 civarındaki parti liderinin tutumu da bundan farklı olmadı. Gönderdiği mektupta “Bana çok çekici gelen değerlendirmeler gördüm” diyen değerli bir liderden başka cevap veren olmadı. Tutumlarını paylaşmak istediğim üçüncü kesim ise; medyanın önde gelen isimleridir. Bu kesimin büyük bir bölümüne ulaştım; çünkü konuyu tartışmaya açabilecek en etkili kesimdi. Bu kesim kitabı toplam 10 gazete ve bir dergide haber yaptı. Köşesinde “Siyaset dünyasında tartışmaya değer konuları öne çıkarmıştır” şeklinde ifadeler kullanan oldu. Mektupla beğenisini ve desteğini bildiren, telefon açıp değerlendireceğim diyen oldu; ancak bu güne kadar hiç kimse bu konuyu tartışmaya açacak bir davranış içine girmedi....! Yapmam gereken tek şeyin kitabı sizinle buluşturmak olduğunu biliyorum. Ancak bunu başaracak imkanlara sahip değilim. Bu nedenle kitabın ülke geneline dağıtılmasını sağlayacak bir sponsora veya bir yayın evine ihtiyacımın olduğunu özellikle belirtmek istiyorum.
Değerli okurlar; mevcut partili düzen ile herhangi bir yere varamayacağımız sonuçlarıyla kanıtlanmıştır. Dolayısıyla partilerin yapacağı yeni anayasadan da hiç bir beklentim yoktur; çünkü partilerin toplumsal mutabakatı sağlayan değil, toplumsal mutabakatı bozan unsurlar olduğu icraatlarıyla ortadadır. Partiler demokrasinin değil, savaşların vazgeçilmez unsurlarıdır. Partilerin olduğu yerde çatışma var demektir. Bu nedenle toplumsal mutabakat isteyen toplumlar evvela partilerini gömmelidir diyorum. Dünya halkının zenginlik kaynaklarını sömürmeyi kazanılmış hak olarak gören hortumcuların cirit attığı bir dünya düzeninden kurtulmak umuduyla, projeme ilgi gösteren herkese şükranlarımı sunuyorum. 09.04.2008
M.Salih EKİNCİ
msalihekinci@ttmail.com
Gönderilme Tarihi : 07.05.2008 19:28
Gönderen : emin bardakçı
batmanımızın güzide gaztelerinden batman postası gazetesine selam batman üniversitesine gösterdiğiniz hassasiyet ve önemden dolayı bir batmanlı olarak size minetarız batmanımızın herhalanda ilerlemesin de ticari sosyo kültürel faliyetlere gösterdiginiz ilgiye hayranlık duyuyoruz .bunda emeği gecen basta batman postası sahibi sayın kemel çelik .yazarları ve tüm calısanlarına içtenlikle tesekür ederim
Gönderilme Tarihi : 07.05.2008 12:33
Gönderen : yalçın
mrb ben antalyadan yalçın siz batmanın tek dogru tarafsız gaetesiniz başarılarnızın devamını diliyorum
Gönderilme Tarihi : 06.05.2008 00:22
Gönderen : hamit mintaş
slm ben diyarbakırdayım gazeteniz güz atıyorum gercekten de cok güzel yazarırız var tebrikler ameten batmana slm
Gönderilme Tarihi : 02.05.2008 22:01
Gönderen : BİRİNDAR
iyi yayınlar doğünun güz bebeği gazetesi batmanın en cok oküyan gazetesi slm lar ya bizim de şiirlerimiz var gündersek yayınlarmısınz iyi yayınlar
Gönderilme Tarihi : 02.05.2008 21:58
Gönderen : batmanlı gencler
SLM BATMAN POSTASI CALIŞANLARINA ÖNCELİKLE SİZE BAŞARININ DEVAMI DİLERİM SİZ BATMANIN SOLMAYAN GÜLÜSÜNÜZ GAZETENİZİ TAKİP EDİYORÜZ COK GÜZEL BİR GAZETE ŞİİR KÖŞENİZDE BEĞENİYORUZ İYİ YAYINLAR
Gönderilme Tarihi : 02.05.2008 21:55
Gönderen : ahmet kanat
ben bir batmanlı olarak gazete nizi devamlı takip ediyorum
ve sizlere gazetede çalışanlara teşekkürederim başarılarınızın devamını dilerim
Gönderilme Tarihi : 30.04.2008 11:06
Gönderen : baran ticaret
baran ticareten yenilikler devam ediyor sanayi ev tipi su arıtma cihazları, ses çıkarmayan italyan malı yapışkanlı sinek öldürme cihazı, sesiz jenaratörler,dijital zaman saatleri irtibat numaramız : 0488 212 61 30 batman postası gazetesine teşekür ederiz bizlerle halkımızı buluşturan ziyaret defterini biz halkımıza sunduğu için saygılarımla...
Gönderilme Tarihi : 24.04.2008 11:46
Gönderen : MALATYA BELEDİYESPORLULAR
MALATYA BELEDİYESPOR ŞAMPİYON BU BATMAN BELEDİYESPOR'A KAPAK OLSUN.MALATYALI DELİ DUMRUL.BATMAN BELEDİYESPOR'U BEKLİYORUZ.
Gönderilme Tarihi : 21.04.2008 18:13
Gönderen : sedat eğlenti
selam batman güneydoğunun göz bebeği , ben sedat ilimiz de üniversitelerin kurulmasını istiyoruz bence batman türkliyede en çok gelişmiş ildir batmana basarılar her dalda
sedat eğlenti (welatemın)