Hatırlayacağınız üzere Sn. Baykal, Ergenekon soruşturması çerçevesinde yakalanan kişilere avukatlık yapmaya heveslenmişti. Bu hevesi fazla sürmedi. Bu aralar avukatlığı bırakmış olmalı; zira hiç bahsetmiyor. Daha önceki yazımda şöyle belirtmiştim: " Daha suçlamaların kesinleşmediği bir dava için Sayın Baykal avukat olurken, Sayın Erdoğan ise savcı, medyamız yargıç olmaktadır. Diyelim ki iddialar doğru çıktı ve Ergenekon davasıyla iddialar, suçlamalar kanıtlandı; Baykal terörlere avukatlık yapmış olmayacak mı? Tam tersi ise yakalanan kişiler suçsuz çıktı; Madem Erdoğan savcıdır, o zaman suçsuz insanları tutukladığı için ne yapacak? Herkese düşen görev iddianamenin sonucu beklemektir." Şeklinde belirtmiştim. Daha iddianame somutlaşmadan hüküm süren bazı kesimler yargının işleyişini zedelemekteydiler. Gelindiğimiz noktada iddianame hazırlandı. Suçlamalar somutlaştı. Artık konuşma zamanı geldi. İddianame içinde 50 yıllın karanlık işlerini rahatlıkla bulursunuz. Çetelerin, zorbaların yaptığı kirli işler, yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor. Özellikle Doğu ve Güneydoğu"da işlenen faili meçhul olaylar, para kayırmaları, darbeler ve daha neler neler. Okumaya kalkışsak içinden çıkamayız. Çünkü iddianameden, ciltler çıkartılabilir.
Düşünebiliyor musunuz? Güya vatan, millet uğruna çalışıyorlar! Sandıklarda deviremedikleri partileri, darbelerle, zorla indireceklermiş! İşçi Partisi lideri seçim meydanlarda nutuk atardı, oysa neler yapmış neler. Mumcu"lar, Kışlalılar ve daha birçoğunun cinayetinin aydınlatılma umudu doğdu. Yapılan kirli işlerin çoğu aydınlatılmaya başladı. Gün gittikçe Ergenekon"un kirli çehresi aydınlatılıyor. Ergenekon"un gerçek yüzü aydınlatıldıkça, geleceğimiz daha parlak olacaktır.
Bakın Hürriyet gazetesinde çalışan yazarlarından biri ne diyor? Çocuğum bana soruyor ki: "Baba Atatürk"ü sevmek suç mu? Ben Atatürk"ü sevsem benide hapse atacaklar mı?" Yazarın ismi ve verdiği cevabı bir yana bırakalım. Küçük kardeşime ben cevap vermek istiyorum. "Atatürk"ü sevmek suç değil. Herkes özgür, istediğini seversin ve istediğini sevmezsin. Ama ulusalcılık, milliyetçilik ve vatanseverlik gibi sembolleri kullanarak çete kurarsan suçtur. Büyüdüğün zaman, geriye dönüp tarihine bakarsan gerçekleri daha iyi anlarsın." Keşke babası da böyle cevap verseydi.
Ben yaptığım çalışmalarda halkın görüşlerine önem veririm. Bunun için halkın Ergenekon hakkındaki genel kanısına yer vermek istiyorum.
Yapılan anketlerde halkın Ergenekon konusundaki görüşü hem fikir. Halkın sadece %16"sı Ergenekon"u vatansever olarak görüyor. Ergenekon"u terör örgütü olarak görenlerin oranı ise yüzde 48,7, yüzde 52"si ise Ergenekon"u çıkar amaçlı suç olarak kabul ediyor.
Şimdi gelelim asıl konumuza. Ergenekon davası çerçevesinde tutuklanmaların başladığı zamanlarda medya ve bazı siyasetçiler karşı çıktılar. "Atatürk"ü, milleti sevmek ne zaman suç oldu" diye nutuk attılar. Oysa gelindiğimiz noktada nutuk atanların çoğu sus pus olup köşelerine çekildiler. Çünkü iddianame karşısında kendileri de hayrete düştüler. Ergenekon çerçevesinde yapılan tutuklanmalara en çok Baykal karşı çıktı. Kendisini Ergenekoncuların avukatı olarak ilan etti. Ama avukatlığı fazla sürmedi. Ne yapabilir ki? Sanık suçlu çıkınca, avukata susmak düşer. Tabi avukatlığı bırakınca, boş duracak değil. Şimdide kafayı YAŞ kararına takmış. CHP"ye göre Erdoğan ile ordu anlaştı. Erdoğan araba aldı, YAŞ"ta bu sene ihraç yapmadı. Bunu neye dayanarak söylüyorsunuz? Varsa somut delilleriniz, koyun ortaya gerçekleri öğrenelim. Kanıtsız olan bir iddia "yalan"dan başka bir şey değildir. İddialar kanıtlarla anlamlı olur. Yalnız bir noktada CHP"ye hak vermemek elde değil. Büyükanıt"a alınan pahalı arabanın, hesabı sorulmalı. Hesap sorulacak sadece bunlar değil. Sn. Sezerin götürdüğü 4 arabayı da unutmamak gerekir. Hesap sorulacak şeyler çok. Halk açlık sınırının altında yaşarken, başkaları zevk sefa içinde yaşamaktadır. Neden 400 milyar değerinde araba alınıyor ki? Daha ucuz zırhlı araçlar varken
Acaba Sezer neden 4 araba götürdü? Oysa Sezer"i tutumlu olarak bilirdik. Göreve başladığı ilk yıllarda uçak yerine araba kullanırdı, "fazla masraf olmaması için". Bu davranışlarıyla halkın gönlüne taht kurmuştu. Ama emekli olurken gittiği 4 arabayla herkesi şaşırttı. Siyasetçiler, bürokratlar, cumhurbaşkanları ve daha niceleri ayda 8 bin, 20 bin arasında maaş alabiliyorlar. Bunlara verilen pahalı araçları da bir yana bırakalım. Verdiğimiz vergiler, bizlere hizmet olarak geri dönmesi gerekirken, bu paralarla başkalarına lüks araçlar alınıyor.
Dediğim gibi sorgulaması gerek şeyler çok. Ama sorgulamalara rağmen değişen bir şey olmuyor. Sistem oluştuğu şekilde çark etmeye devam ediyor. Medya ve iktidarın Ergenekon konusunda gösterdikleri kararlılığın sonuna kadar devam etmesi umuduyla