bedeb sadakası, can san sadakası, fıtır sadakası, fıtra, fıtranin cinsi, fitre, Fitre kimlere verilebilir, fitre nasıl verilir, fitre ne zaman verilir, fitre nedir ne demektir, fitre niye verilir, fitrenin hükmü nedir, hanefi mezhebi, hurma kuru üzüm, kim
Karakter boyutu :
![]() A.Rahman Akbulut
|
BOŞANMALAR ARTIYOR?
11 Temmuz 2009 Cumartesi
Bilmem farkında mısınız bölgemizde ve hatta ülkemizde hızla boşanmalar hızla devam ediyor. Ailede basit bir olaydan hemen kavgalar, geçimsizlikler ve sonu hüsranla biten ayrılıklar. Ne oldu da bu millet bu vahim duruma düştü. Herkesin kendisine göre cennetin küçük bir numunesi olan aile bozulmuş, birbirine tahammül edemeyen, birbirine kafa tutan bir aile olu verdi. Daha yeni evlenen genç çiftler, gençliğin baharında hayatı tanımadan, birbirlerini tanımadan bu gençlerin bir ömür boyu hayatı zindana, çileye ve sıkıntılara gark olabilecek bir ömür. Hüsranla, pişmanlıkla biten bir ömür. Sormak gerekir: Gerçekten de ne oldu bu insanlara? Hemencecik yuvaları yıkılıyor, dağılıyor ve mahzun çocuklar. Bu Müslüman milletin aile yapısı neden bu tahribata maruz kaldı. Ülkenin geleceği için hiç de iyi sinyaller vermeyen bu tehlikeli gidişe, çare ve çözüm üretiliyor mu bilmiyorum, ama bu vahim olaya devlet ve millet olarak, yetkili ve etkili kişi olarak çare bulunmalı. Çaresi de İslam ahlakı, manevi yönden ailenin yapısını düzeltilmeli diye düşünüyorum. Toplumda ki yozlaşma, aileyi de etkilemiş görünüyor. Aşırı lükse kaçmak, sonu gelmeyen israflar. Görsel medyada ki sahnelenen toplumumuzun yapısından uzak bir aile yapısını empoze ederek enjekte edilmesi, manevi havanın bozulması, kadın ve erkeklerin İslama göre bir yaşam biçiminin yaşanmaması bu sonuçları doğurduğuna inanıyorum. Dini değerlerin erozyona uğraması sonucu aileleri tahrip etmiştir. Boşanmaların ana sebebi, aşırı geçimsizlik ve birbirlerine saygı ve sevgi ile bağlanmamaları, gam ve kederde, sevinç ve mutluluğu beraber yaşamamaları, ailenin kutsiyetini bilmeyerek hak ve hukuklarına riayet etmemeleri. Aşırı dünyevileşme, lüks hayat sevdası olmak olarak sıralamak mümkün. Dün bir iş icabı bir adliye sarayına uğramıştım. Koridor insanlarla dolu. Duruşma salonunun kapısında asılı duran mahkemelik isim listesini okudum, otuz kişinin yarısı boşanma davası ve diğer isimler hırsızlıkla ilgili, duruşmaya çıkacakların isimlerini okumak mümkün idi. Ben de bir bu tür olaylara duyarlı bir insan olarak. Bir gazeteci ve bir araştırmacı olarak çok düşündüm. Kendi kendime: ? Bu milletin aile yapısı çatırdıyor. Yıkılıyor. Bugün mahkemelerin büyük bir bölümü boşanma davalarına bakıyor. Dosyalar kabarık hakim ve savcılar bunlarla meşgul. Boşanmalar, nafaka davaları, hırsızlık, kapkaç, sürtüşmeler, kavgalar, yaralamalar, cezaevlerin dolu olmaları bunlar neyin nesi. Bu konular insan olarak bizi çok düşündürmeli. Din adamlarımız, eğitimcilerimiz, sosyologlarımız, toplum bilimcileri, ilgili bakanlıklar bu konular hakkında ne gibi tedbir alıyorlar. Çalışmak insanlarımızı aydınlatmak, toplumun kanayan yarası olan bu boşanmaların yaşanmaması, Allah?ın helal olup da sevmediği boşanma olayını yaşanmamaları için elimizden gelen gayreti göstermemiz lazım diye düşünüyorum. İslama göre erkek ve kadın arasında bir ayrılığın söz konusu olmadığı apaçık ortadadır. İslam?da üstünlük ancak takva iledir. Peygamberimiz de insanın insan olmaları itibariyle tarağın dişleri gibi eşit olduklarını vurgulamış, kadın ile erkeğin insan olarak bir bütünün iki yarası gibi bir konumda bulunduklarını ifade etmişlerdir. Bütün bu açıklamalardan da anlaşacağı üzere kadın ve erkeğin hak ve hukukta eşit olduklarını, birbirlerini tamamlayan bir bütün olduklarını eşler arasında ki sevginin, saygının gerek ailede gerek iş alanında eşit haklar tanıdığını görüyoruz. Durum böyle olunca da birbirlerini anlayarak, tanıyarak uzun kırgınlıklara sebebiyet verilmeden varsa bir problem ve sıkıntıları kendi aralarında çözüme kavuşturmaları, yoksa erkek ve kadın tarafından bir hakem tayın ederek işi çözüme kavuşturmaları gerekir. Ailedeki sıkıntı ve problemlerin çözümünde yol ve yöntem uygulamada İslam böyle bir kural getirmiştir. Her şeyden önce ailede hayat ortaklaşadır. Ortak hareket ederek sevgiye dayalı, birbirlerin sıkıntılarına sabırla tahammül etmeleri gerekir. Hayat sadece bu dünyadan ibaret değildir. Hayat arkadaşını bir ömür boyu sevmek, mutluluk yollarını aramak, mutluluğun yollarını aralamak, mutluluğun yollarını bulmak. Olayları, aile içindeki sıkıntıları fazla büyütmeden işi tatlıya bağlayarak boşanmanın önüne geçilebilir. Birde en büyük sıkıntı ve boşanma sebeplerin en önemlisi istemeyerek evlenmek veya evlendirmek. Karşılıklı iki kişinin gönül rızalarına bağlı kalarak evlenmeleri, aile kurmaları önemlidir. Bugün ülkemizin bazı insanları boşanma davaları ile evleri yıkılmış, aileleri dağılmış, gözü yaşlı genç evlilerin mahkeme koridorlarında ki sessiz ağlayışları, gözü yaşlı evlatların çığlıkları bizi derin düşündürmeli. Bu işin çözüm yollarına götürmeli. Bir mahkeme çıkışındaki genç bayanın içli ağlayışını, evladından ayrılışını, gözlerimle şahit olduğum olayı hiç unutmuyorum. Beni bu yazıyı yazmaya sebep olan olayda belki budur. Üzülmek, acımak yetmez. Bu vahim sıkıntının çözüm yolu. İslam?i bir ahlak, İslam?i bir aile yapısına sahip olmak. Her akıl sahibi, her duyarlı bir insan kendi bölgesinde, anlatarak her kalem sahibi, basın yayın yoluyla, görsel basında bunu izah ederek, eşler arasında ki sevginin tesisi için, mutluluğu yakalamak için üzerine düşen görevi yapmaları lazım diye düşünüyorum.
Bu yazı toplam 612 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI

FOTO GALERİ
GAZETEMİZ
RÖPORTAJ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Sitemiz AA ve IHA abonesidir.
Haber Merkezi: 0-488 213 19 97 | Faks: 0-488 212 58 88 | Yazılım ve Teknik Destek: CM Bilişim
Haber Merkezi: 0-488 213 19 97 | Faks: 0-488 212 58 88 | Yazılım ve Teknik Destek: CM Bilişim















sağlıcakla kalın..........
Saygılar...........
Boşanmanın temel sebebinde manevi tespiniz çok doğru...