Batman M Tipi Cezaevinin kapasitesi artırıldı
Hasankeyf-Gercüş yolu 4 saat trafiğe kapatılacak
11 kaçak Afgan yolcu yakalandı
Fenerbahçe 12 Ekimde Batmanda
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sadık AKSOY
Dağ ve kar profili Yılmaz Güney
05 Şubat 2010 Cuma

Yılmaz Güney: "Yaşamım boyunca iki şeyden hep çektim; bir yoksulluktan ikincisi ise Kürt oluşumdan ötürü önüme çıkan sıkıntılardan"

1983 yılında yaşama veda eden Yılmaz Güney hala dünya sinemasında ismi saygıyla telaffuz edilir ve yeri doldurulmayan bir oyuncu, senarist, yönetmen kulvarında bulunmaktadır. Güney 22 yıl önce eylül ayında aramızdan ayrıldı? Koca 22 yıl? Ama hala yüreğimizde yaşıyor?. Yılmaz Güney'in talihsiz bir cinayet olayına adının karışması sonucunda tamimiyle yaşam düzeni alt üst olur. "Endişe" filminin çekimler için Adana- Yumurtalık'a giden Güney çekimler sürecinde alkolü bir savcının Güney'in şahsına ettiği hakaretler sonucunda bir kaza nedeniyle istemeyen bir cinayet geçekleşir.

Yılmaz Güney ilk sinema serüvenini Atıf Yılmaz yanında asistan olarak başlar?. Usta Atıf Yılmaz'ın yanında sinema tecrübesini artık uygumla eşeğine gelmiştir. Yılmaz Güney kamere arakası veya ikinci rollerde kalmaya istemez. Filmin karelerinde tümüyle varlığının olmasını istediği bir film arzulamaktadır? Ancak bu istemini onaylatacak ne yönetmen ne de yapımcı bulabilmektedir.

Her baş vurduğu kapıda " Yılmaz senin sinemada pek şansın olmaz. Yapımcılar yakışıklı, parlak güzel erkekleri tercih ederler." Yılmaz Güney ise bu tür düşüncenin tekelini alt üst edecek tarihi sözleriyle şöyle yanıt verir. " İyi ama o söz ettiğiniz tipler bir avuç insanı temsil etmektedir. Benim gibi fiziği aşına bir insan ise halkın çoğunluğunu temsil eder. Siz yeter ki bana bir fırsat verin." dediyse de o vakit Güney'i pek dinlemez sinema sektörü.

Yanılmıyorsam ilk sinemada tek başına film yapma şansını Atif Yılmaz verir?. Masalımsı olacak ama işin gerçeği bu; ilk filmiyle Yılmaz Güney ses getirir? Daha sonar 2. filmini çevirir? Özellikle güneydoğunun sinemaları film şirketlerinde Ayhan Işık, Sadri Alışık, Belgin Doruk( Bunlarda sanatçı mı yahu özellikle Belgin Doruk? Hay onun sanatını yesinler?) filmlerini değil; yeni çıkan kara yağızlı mahzun bakışlı Yılmaz Güney'in filmlerini artık istemektedirler? Kısa bir sürede Yılmaz Güney'in filmlerine bu denli talebin yoğun olması hiç abartısız "Yeşilcam'a" Güney'in fay hattı vurmuştur. Yapımcılar tarafından Yılmaz Güney aranan bir aktördür artık. Bir dönem kapı kapı dolaşıp yapımcıların ret ettiği Güney bu aşamadan sonra yönetmenler ve yapımcılar arasında paylaşamaz bir durumdadır?. Güney gelen her teklifi kabul etmeyip secici olmaya özen gösterir?

Yeşilcam'ın o halkı yaşamda uzaklaştıran ne i-düğü belirsiz tip sanatçıların pabucu damdadır artık ? Öyle bir hal alır ki Ayhan Işık, Belgin Doruk gibi tip sanatçılar yapımcılardan en fahiş para alırlar iken Yılmaz Güney'in yaptığı filmlerden ötürü fiyatlarını artık düşürmek zorunda kalırlar?

-Çirkin kral değişi nasıl yakıştırıldı Yılmaz Güney'e? Onu anlatayım isterseniz?

Gazetecinin biri sorar Güney'e " Yaptığınız filmlerle ülke gündemindesiniz. Ayhan Işık gibi yakışıklı şeker küpü gibi biçimli biri, taçsız kral olarak bilinir siz kendinizi nasıl yorumlarsınız" sorusuna ise Güney şöyle yanıt verir: " O sinemanın taçsız kralı ise bende Çirkin kralım" değişiyle artık Yılmaz Güney sinema da bundan böyle o isimle anılacaktır?.

Türkan Şoray ile yapılan bir röportajda Yılmaz Güney için söylenen sözleri pek ilgi çekiciydi " Yılmaz Güney ile karşılaştığımda o'nun gözlerine bakamazdım. Öylesine güzel gözleri vardı ki aşık olamamak elde değildi. Sinemanın en güzel gülen aktörü idi" Bir dönem yığınla para kazanan sözde aktörler, Yılmaz Güney'in tutulan filmlerinden ötürü nerede ise iş yapamaz durumuna gelirler? Gazeteciler, Ayhan Işık'a "Yılmaz Güney'i nasıl bulusunuz?" sorusuna Ayhan Işık'ın ise verdiği küçümseyici yanıttı aslında kendisinin ne denli küçük olduğunun bariz bir biçimde göstermektedir."Kara kuru, arabaların camlarını yıkayan kişilere benzeyen bir Kürt'tür."

Yılmaz Güney Türkiye'de ki sinema sektörüne farklı kendine özgü bir sitil getirmiştir. "Baba" filmini anımsayın; Film gereği kızı kötü bir yaşama düştüğünü gördüğünde bir ağlama sahnesi olur. İşte o sahne yeşilcam'a bir esin kaynağı olur. Yönetmenler hep diğer aktörlerden " Yılmaz Güney ağlaması gibi bir ağlama istiyorum." Derlerdi. Öyle içten ve reel bir ağlayış. Canlandırdıkları karakterleri özümseyerek yaşardı.

Yılmaz Güney beyaz perde de sözcükler yerine mimiklerini hep kullanırdı; güçlü bir mimik yansımasına sahipti. Yılmaz Güney bir röportajında yaşama ilişkin çektiği acıları şöyle ifade etmiş idi. O sözlerinin etkisi hala yüreğimde " Yaşamım boyunca iki şeyden hep çektim; bir yoksulluktan bir de Kürt oluşumdan ötürü önüme çıkan sıkıntılardan"

Evet o sinemanın dahi aktörü fiziki bakımdan yok oluşunun 22 yılı doldu. Ama ruhen yüreğimizde yaşamaktadır; bu da demektedir ki bir Yılmaz gitti, milyonlarca Yılmaz şimdi yaşamaktadır?. Ruhun şad olsun güzel insan Yılmaz Güney.

Bu yazı toplam 760 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI


FOTO GALERİ
GAZETEMİZ
RÖPORTAJ