1260'lı yıllarda Moğollar'ın bölgeyi harap etmesiyle birlikte Hasankeyf'i de oldukça etkilemişti. Ancak Kürt Eyyubi Sultanı Takyedin Abdullah, Hasankeyf'i Moğollar'ın elinden kurtardı. Ardından 1301 yılında Gazan komutasındaki Moğollar, bölge ile beraber Hasankeyf'i de oldukça harabeye çevirdi.
Eyyubiler, Moğol şoku üzerlerinden atıktan sonra tekrar Hasankeyf'i inşa etmeye başladılar. El Melik El Adil Sultan Süleyman (1378-1432) tarihinde Hasankeyf'i imarla zirveye çıkartı. Bu sultandan sonra duraklama dönemi başladı. İç çatışmalardan dolayı hem Hasankeyf halkını, hem de Hasankeyf'i zor durumda bıraktı.
Akkoyunların (1461-1482) tarihinde Hasankeyf'e tamamen hakim olmasından sonra Eyyubilerin gücünü tamamen kırdı. 1482'de burayı tekrar ele geçiren Kürt Eyyubiler bu sefer Safeviler'in baskısı ile karşı karşıya kaldı.
Osmanlılar 1515 yılında bölgeyi Safeviler'in elinden aldı, ancak yönetimi yine Eyyubilere bıraktı. 1524'te Eyyubi hükümdarı Melik Halil'in saltanattan çekilmesiyle birlikte Eyyubiler tarihe karıştı.
Osmanlılar Hasankeyf'i kurtardı, ancak sömürmedi. Osmanlılardan sonra kurulan Cumhuriyet'te sahip çıktı. Hasankeyf'e ilçe statüsü kazandırdı. Devletin bütün resmi makamlarını götürdü. Hasankeyf'e hizmet götürdü. Ancak şuan, bu hükümet tarafından değil sahip çıkmak, Cumhuriyetin koruduğu yerleri yıkmaya başlamıştır gibi görünüyor.
Hükümet kolları sıvamış, dış ülkelere elektrik satmak için 12 bin yılık mirasımızı yok ediyor. Tarihi kalıntımızı 50 yılık enerjiye kurban etmek amacıyla bütün para baronlarını toplamış baraj yapmaya çalışıyor.
Bu barajın yararı kime?
Bölge halkına yararı ne?
Doğrusu bunun cevabını hiç kimsenin vereceğini tahmin etmiyorum. Çünkü barajın inşasıyla birlikte, onlarca yerleşim yeri sular altında kalacak, binlerce insan göç etmek zorunda kalacak, tarihi doku yok olacaktır.
Yapılacak baraj, ekolojik dengeyi bozacak ve çok sayıda endemik bitki türleri yok olacaktır.
Kısaca halk, barajdan elde edilecek elektrik enerjisinden faydalanamayacak. Tam tersine, yöre halkının yerinden ve yurdundan ayrılmasıyla sosyal ve ekonomik sorunların daha da artacağı bilinmektedir.
Tarihi dokunun yok olmasıyla turizm gelirleri de kesilecektir.
İnsanlar daha da fakirleşecektir. Göç eden insanlar, Batman'daki varoşların daha da büyümesini sağlayacak ve kentte sosyo ekonomik yapı daha da gerileyecektir.
Batman'ın sorunlarını daha da ağırlaştıracaktır.
Halka rağmen hükümetin baraj yapmakta kararlı görünmesi üzücü ve kaygı vericidir. Umuyoruz yapılacak olan bu yanlışlıktan bir an önce vaz geçilir ve yöre halkı da rahatlanmış olur.
Bu yazınız da hakikaten harikulade olmuş!
Elinize emeğinize sağlık diyor, o güzel yazılarınızla halkımızı bilnçlendirdiğinizden dolayı size teşekkürlerimi sunmayı borç biliyorum!
Diyeceğim o ki, insan olan doğaya saygı gösterir ve baraj gibi doğaya taciz niteliğindeki faaliyetlere karşı durur!...