Demokrasi nöbetine katılan Vali Deniz;
4 polis tutuklandı
Yatırımcı için 2 bin dönüm arsa
Zabıta ekiplerinden örnek davranış
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Turhan Kartal
HAYAT PAYLAŞINCA GÜZELDİR
23 Haziran 2016 Perşembe

 

Merhaba sevgili okuyucular, bu haftaki yazımı mübarek 11 ayın sultanı Ramazan ayı için bir şeyler yazmak istedim. Malumunuz insanların temel ihtiyaçlarında biri olan yeme-içme bir zamanlar gerçekten sadece ihtiyaçları karşılayacak nitelikteydi. Hem imkânlarımızın kısıtlı oluşu hem de insanların har vurup harman savuracak lüksü olmadığından bu böyle olagelmiştir. Lakin sanayileşme ve teknolojik gelişmelerin getirdiği imkânlar artık maalesef yeme ?İçme alışkanlığını sadece bir ihtiyaç olmaktan çıkararak bu alışkanlık biçimini statü göstergesi halini almasına neden olmuştur. Ramazan ayı bir yardımlaşma ayıdır bu mübarek Ramazan ayında kalp ve gönül genişler cömertlik hissi canlanır.

Bu mübarek Ramazan ayında kimsesiz yetim fakir insanların yardımına koşup insanların elinden tutacağımız bir aydır. Bu mübarek ayda fakire destek için bir yarış içine girmeliyiz. Bu mübarek ayda bir proje yapıp her gün bir fakir bir ailenin sofrasına konuk olup hem durumlarını hem de yardım etme adına destekler sunulması yerinde bir karar olur.

 Tabi bu yardımlar sadece Ramazan ayıyla sınırlı kalmamalı. Nüfusu 500 binden fazla olan kentte bir iftar çadırının olmaması büyük bir eksiklik. Beni derinden üzen başka bir durum ise kurumların milyarlar harcayıp gösterişli iftar sofraları düzenlemeleri. Tamam, maneviyat için yerinde bir karar ama gel gör ki aylarca evine bir kilo et alamayacak kadar fakir olan insanlarımız bu gösterişli sofraya misafir edilmiyor.

Nerede ne yediğimizin bir öneminin olmaması gerekirken ne yazık ki artık insanların kendini var etme kodlarından biri haline gelmiştir bu durum. Gösterişli sofralar, pahalı olduğu kadar lezzetli olmayan fakat markalaştığı için insanları cezbeden hormonlu mekânlar artık insanların zenginliğini haykırmanın bir aracı haline gelmiş durumda.

Geçen gün Ramazan alışverişi için gittiğim alış veriş merkezinde şahit olduğum tüketim çılgınlığı beni bu konuda düşünmeye sevk etti. İnsanlar sanki sanırsın iftarlık sahurluk bir şeyler almayı bahane edercesine çılgınlar gibi rafları boşaltıp alışveriş sepetlerini kim önce dolduracak gibi kıyasıya bir yarış içine girmişlerdi. İnsan sanki alışveriş yapma şansı bürgün ile sınırlandırmış hissine kapılıyordu.

Bir yandan herkes en iyisini, en kalitelisini, en fazlasını, en benzersizini, sofrasında görebilmek için yarışırken, diğer yandan sofrasını kurabilme sıkıntısı yaşayan ev hanımı, akşam evine bir ekmek götürmek için saatlerce ekmek kuyruğunda beklemek zorunda kalan yaşlı insanları. Sabahın erken saatlerinde pazarda atılan artık meyve sebzeleri toplamak için uğraşan fakir insanları düşündüm. Ve o an dünyalar başıma yıkıldı. Sadece durup öylece düşündüm, acaba oruç tutmak ne kadar terbiye ediyor bizi? Aç olan insanın halinden anlamak için vesile olan mübarek Ramazan ayı maalesef oruçluyken aç kalmamak için verilen bir mücadele halini almış gibi.

Acaba sahurda tıka basa yersem iftara kadar idare edebiliriyim telaşı içine giren insanlar sistemin duyarsızlaştırdığı birer robot haline getirilmiş adeta. Ramazan ayını tüketimle yeme içmeyle bollukla özdeşleştiren medya bu hırsımızı iyice körükleyerek etrafımıza bakmamızı hatırlatmayı arka plana atmış durumda. Bizde bu oyunun birer taşıyıcısı olarak alıp veriyor ama paylaşmayı aklımızdan  dahi getirmiyoruz.

Zevk olsun diye alışverişe çıkıp aslında hiç aklımızda olmayan bir ürünü ihtiyaç haline getirmektense bir fakir aileyi soframıza ortak edip şu mübarek Ramazan ayında hayır duasına Mazhar olmayı tercih etmek inanın bir yıllık alışverişin vereceği hazzı ziyadesiyle karşılayacak. Maneviyatta sahip olduğumuz her şeyin aslında bizim olmadığını tek sahibinin Allah olduğunu ve bizi buna sahip kılmasının nedenini diğer insanlarla paylaşmak olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız.

Bir hadisi şerifte Ebu Hureyre (r.a)önlerinde koyun kebabı bulunan bir kavmin yanından geçerken onu yemeğe davet ettiler. Yemekten yüz çevirdi ve dedi ki: Resulallah  (s.a.v) arpa ekmeğinden doymadan bu dünyadan çıkıp gitti. Evet, sevgili okurlar mübarek Ramazan ayının Zahiri güzelliklerini doya doya yaşarken manevi güzellikleri sakın gözümüzden kaçmasın. Rahmet kapılarının açık olduğu bu Mübarek ramazan ayında yardıma muhtaç insanlarımıza yardım eli uzatıp soframıza misafir edelim. Öfkemize yenik düşmeyip kalp kırmamaya özen gösterelim. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namazı zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda oruçluya iftar verenin günahları af olur cehennemden Azad olur o oruçlunun sevabı kadar ayrıca buna da sevap verilir o oruçlunun sevabı hiç azalmaz.

 TÜM YÜREKLER SEVİNÇ DOLSUN, UMUTLAR GERÇEK OLSUN, ACILAR UNUTULSUN, DUA VE ORUCUNUZ KABUL OLSUN. ESEN KALIN

Bu yazı toplam 3074 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI


FOTO GALERİ
GAZETEMİZ
RÖPORTAJ