Demokrasi nöbetine katılan Vali Deniz;
4 polis tutuklandı
Yatırımcı için 2 bin dönüm arsa
Zabıta ekiplerinden örnek davranış
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
M. Kemal ÇELİK
Reçete yoksa ne yazar?
17 Haziran 2016 Cuma

 

Son günlerde özellikle hükümet ve devletin zirvesinden terörle mücadele ile ilgili olarak bir takım açıklamalar yapılıyor. Bu açıklamaların tamamı; "terör bitecek, kıyamete kadar böyle devam edecek, dünyanın hangi örgütü olsa başa çıkacağız." Şeklinde.

Terörü kimse tasvip etmez ve mücadele tabi ki sürecek ancak terörle mücadele sürerken biraz da çözüm noktasında bir takım alternatiflere yer verilmeli. Terör bitecek ama nasıl bitecek? İşte önemli olan bu..

?Terör bitecek' derken tabi ki bölgedeki meselelerle paralel olan terör kastediliyor, bunu söylerken mutlaka elimizde de bir reçete olmalıdır. Reçete yoksa tüm çabalar nafiledir.

40 yıl geriye gittiğimizde de yine siyasi liderler veya askeri erkan aynı terimleri kullanıyorlardı; "Kökünü kazıyacağız, bitireceğiz" ama şimdiye dek kimse kökünü bulamadı ki kazısın (!)

Öncelikle Kürt meselesi ile terör meselesini ayrıştırmak önemli. Eğer bu noktada ciddi anlamda siyasi analiz yapılacaksa amenna ama ?bitecek' demekle kusura bakmayın bu işler bitmez. Belki süreç içinde farklı boyutlar kazanır, inişli çıkışlı sakinleşmeler sertleşmeler olur ama Başbakan Yıldırım'ın dediği gibi bu iş kıyamete kadar sürer!

Sürsün önemli değil! Binlerce genç ölsün, analar ağlasın genç kadınlarımız dul, çocuklarımız yetim kalsın hiç önemli değil! Mücadele sonsuza dek sürsün o da önemli değil peki bunun vicdani ve insani sorumluluğu, manevi muhasebesi yok mu? Ölen Kürt ve Türk gençlerinin kanı o kadar ucuz mu? Bunun vebali kimin üzerinde olacak? Öldür, öldür peki nereye kadar gidilecek? Bunca ölüm iki toplum arasında kin, nefret ve düşmanlığa neden olmayacak mı? ?Kıyamete kadar sürecek' diyorsunuz peki, barış için, kardeşlik için, çözüm için kıyameti mi bekleyeceğiz?

Öncelikle ?huzur' diyoruz tamam diyecek bir şey yok. Herkes bunu istiyor ardından bölgede ki mevcut sorunların çözümü için akılcı adımlar gerek. Bunu öyle yatırım veya istihdam olarak da algılamayın. Demokratik ve kültürel hakların daha da genişletilmesi halkı kucaklayacak siyasi ve demokratik reformların yapılması şarttır.

Kürt meselesini barışçıl yollarla çözmez iseniz mutlaka birileri bu meseleyi kaşıyacaktır. 40 yıl önce nasıl kaşıydıysalar bugün de yarın da kaşıyacaklardır. Yaranın daha fazla büyümemesi için mutlaka tedaviye ihtiyaç vardır. Bunun için de çok iyi reçeteler gündeme gelmelidir. Başkanlık sistemi çözüm olabilir, yeni Anayasa ve Anayasa'nın ilk üç maddesi ile ilgili olarak bazı çalışmalar yapılabilir. Bu o kadar zor bir şey değil. Bunca insanlar ölüyor ve bunca ekonomik kayıplar oluyor kimse bunun hesabını sormuyor ama çıkıp hala "bu mesele bitmez!" deniyor.

Siz hiç gayret ettiniz mi? Bu mesele bitsin?

Halkın önüne reçete koydunuz mu? Bu mesele bitsin?

Anayasayı değiştirdiniz mi? Bu mesele bitsin.

?Anayasanın ilk üç maddesi değiştirilemez' diyorsunuz peki bunca kavga, bunca çaba, bunca komisyon ve bunca tartışma neyin nesi? Hepsi boş mu? Madem ilk üç madde değişemez o halde neden Anayasayı veya Başkanlık sistemini tartışıyoruz ki?

Değişmez diye bir şey yoktur. Her şey değişir eğer ülkemizde ki halkların barış içinde yaşaması isteniyorsa tüm bunlar ele alınmalı ve değişmez denen Anayasa maddeleri değişerek Türkiye'nin önü açılmalıdır aksi halde Türkiye çok şey kaybedeceği gibi bu meseleyi kaşıyanlar asla ve asla tükenmeyecek aksine çoğalacaktır!

KIYAMET UZAK BİR İHTİMAL BİZ EN İYİSİ ?HEMEN BARIŞ' DİYELİM

Bu yazı toplam 1612 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI


FOTO GALERİ
GAZETEMİZ
RÖPORTAJ