Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yavuz FIRAT
SANATÇIYA AÇILIM!
08 Şubat 2010 Pazartesi

Sanatçılıkları bolca övgü almış, bolca yerilmiş, ikisi yurt dışında, ikisi de yurt içinde Dört sanatçımız gündeme geldi, geçen hafta çeşitli vesileler ile.

BDP Genel Başkanlığına seçilen Selahattin Demirtaş?ın ?Doğduğunuz ve içinde büyüdüğünüz kültürün hatırına, kendi anadilinizde de sinema filmleri, sanat eserleri üretin? çağrısında bulunduğu sayın Yılmaz Erdoğan ve Mahsun Kırmızıgül. Taraf gazetesinden Amberin Zaman?ın İsviçre?nin Basel kentinde düzenlenen 1. Basel Kürt Kültür Haftası çerçevesinde gerçekleştirilen etkinliklerde Civan Haco ile yaptığı söyleşi ve Şivan Perwer?in Avusturya?nın başkenti Viyana?da verdiği konserinin Türk basınındaki yansımaları?

Kırmızgül ve Erdoğan?a yapılan çağrıdan dolayı bu iki sanatçımızın bir tür ?karın ağrısı? yaşayacaklarını buradan söylemek için kahin olmaya gerek yok.

Diğer iki Ozanımız ise oldukça netti! Biri Açılım projesi kapsamında kendisi için belli ki ?Show? amaçlı, özel ?Ülkeye dönüş? programları tasarlanan Sayın Perver! O ??henüz erken, ortamı düzeltirseniz gelirim?? diyordu.

Beriki ??Ben dünden hazırım gelmeye?? diye Devletin Kürtçe televizyonundan çağrı bekliyordu!

Biz bu dört sanatçı üzerinden kalemlerimizi sivriltip ortalığı tam velveleye verecektik ki, ajanslara şöyle bir haber daha düşmüştü; Başbakan Tayyip Erdoğan, 20 Şubat'ta Dolmabahçe'deki Başbakanlık ofisinde bazı sanatçılarla görüş alışverişinde bulunacak. Yavaşladığı düşünülen 'demokratik açılım' çalışmaları konusunda, sanatçı ve yazarlarla görüş alış verişinde bulunacakmış.

Siyasetin hem muhalefet hem de iktidar eli ile sanatçıyı markaja alışının bir tür resmi idi bütün bu olan bitenler, Muhalefeti es geçiyorum, pek öyle ''gerçek sanat üreticilerini'' ipleyen bir anlayışa şahit olmadık bu ülke de bu güne kadar!

İktidarın sanatçı aşkı, siz bunu ''popüler sanatçı'' diye okuyun, neden gündeme getirildi peş peşe bu günler de?

Sanat siyaset tuzağına düşecek kadar ucuz bir şey mi sanılıyordu yoksa?

Sanat neydi dahası Sanatçı kimdi?

Küçük bir takım tanımlamalarla hatırlatmakta yarar var.

''Sanat en genel anlamıyla, yaratıcılığın ve/veya hayal gücünün ifadesi olarak anlaşılır.''

Peki, sanatçı kimdir?

 

Harıl harıl google'ye düştüğüm küçük sorucuklardan aşağıdaki tanımlara ulaştım...

''Sanatçı yarattığıyla iç dünyasındaki zenginliği topluma arz ederken her hangi bir süslemeye gerek duymayan kişidir. Onun sanatındaki süs, eserindeki estetik değer yargılarının gelişmişliği ve sanatının ifade ediliş biçimidir. Sanatçı, yarattığı eserlerin kaynağını kendi iç dünyasındaki manevi değerlerden alan kişidir.''1

Sorulara kendi çapımızda cevaplarımızda vardır kuşkusuz,

Seçkin ve seçici davrananlarımız iyi kötü, kaliteli değersiz tanımlamaları ile beraber bir sürü sanatçıyı da örnek göstererek konuya elitist yaklaşımlarını ifade edebilirler.

Daha geniş ve şefkatli yaklaşanlar ise iğneyle kuyu kazar gibi, hakkı yenmişleri de hatırlatıp genel beğeni önemlidir diye biraz daha halka yakın bir çizgide ilerlerler...

Sıradan popüler kültür çarkı içinde debellenenler ise var olan mevcut görsel işitsel ticari piyasada kendilerine ne sunulduysa, fark etmez her şeyi rahatlıkla içine sindirenlerdir desek yanlış olmaz kanımca...

Sanat tabi ki Ses ve oyun sanatçılığından ibaret değildir.

Günümüz şartlarında bize dayatılan sanatçı prototipi bu ama / elbette seçim hakkımız var?

Yanlış sorularla başlamalıydık aslında!

Kime sanatçı denilmez?

Ve doğru cevabı şu olmalıydı,

''Nitelikli ve aydınlatıcı eserler üretebilmektir sanatçı olmak. Ne güzel bir fiziğe, ne de güzel bir sese gerek duyar sanatçı...

Toplumdan kendisini soyutlamayan, insanlara karşı taşıdığı sorumluluğun farkında olan ve gerektiğinde kötü gidişata karşı tavır alan bilgi sahibi, aydın insanlardır sanatçılar.

''piyasada fink atan, iktidara, hâkim ideolojiye göre açılan kapanan, söylevler veren, daha doğrusu ellerine tutuşturulan söylevleri kekeleyen insanlar sanatçı mıdır? Hayır. Yetenek, başarı falan yoktur pek çoğunda. Başarıyı tiraj, reyting ve en acısı maddi kazanç olarak algılayan zihniyet sanata dahil olamaz zaten'' 2

Sanatçıların toplumu yönlendirdiğini ayrıca yönlendirmesi gerektiği tezinden hareketle hatırlandıkları kanısındayım siyaset tarafından.

Medya ''Açılıma sanatçı desteği'' diye konuyu harlaya dursun, ?Aydın ve sanatçı kavramlarının belli başlı ortak özellikleri olduğundan dolayı, biz sanatçıyı bir de Gramsci?in ışığında ele alalım.

''Gramsci aydınların bağımsız olmadıklarını, onların ekonomik, korporatif ve kast ayrıcalıklarıyla başka aydınlara (sanatçı ) ve temsil ettikleri sınıfa bağlı olduklarını söylemekle yetinmeyip, iktidarı ele geçirmek isteyen her zümrenin, hâkimiyetini güçlendirmek için aydınlara ihtiyacı olduğunu belirtir.

Gramsci aydınları iki açıdan ele almaktadır:

a) Toplumsal yapıyla bütünleşmeleri açısından

b) Tuttukları yer ve siyaset ve tarihte oynadıkları rolle tarih sürecinde yer almaları açısından; ki bu anlamda, yükselmekte olan bir sınıfa organik olarak bağlı olabilirler.

Her üretim tarzına bir ana sınıf, dolayısıyla bir aydın tipi tekabül eder. Çünkü aydınlar her zaman bir sınıfa bağlıdırlar: "Her toplumsal zümre, ekonomik üretim alanındaki başlıca işlevinin temeli üzerinde kuruluşunu gerçekleştirirken, aynı zamanda organik olarak bir veya birçok aydın grupları doğurur. Bunlar kendisine hem ekonomik, hem de toplumsal ve siyasal kesimde homojenik ve 'kendi işlevlerinin bilincinde olma'yı sağlarlar: Kapitalist müteşebbis sanayi teknisyenini, ekonomi politik teorisyenini, yeni bir kültür ve yeni bir hukuk örgütçüsünü v.b. yaratır..."

Aydınlar egemenliğin temsilcileri, "egemen grubun komileri", "üstyapı memurları"dırlar. Yönetici grupla kitleler arasında hâkim ideolojiden temel alan bir konsensus yaratanlar , altyapıyla üstyapıyı biribirine kenetleyenler onlardır. Gramsci. buna bir örnek olarak, İtalya'da gerici tarımsal blokun ekonomik yapısını üstyapısına bağlayanların aydınlar olduğunu belirtmiştir: "Köylü büyük toprak sahibine aydınlar aracılığıyla bağlıdır... Bu örgütlenme tipi büyük bir tarımsal blok yaratır... Ve tek kaygısı kurulu düzenin korunmasıdır. Onda ne bir aydın olma belirtisi, ne herhangi bir program ne de ilerlemeye veya daha iyi yapmaya doğru bir eğilim aramamalıdır."3

Bu minvalden hareketle pek yakında ''açılımın sanatçıları'' diye TRT 6 nın hinterlandına giren Kürt sanat çizer yazar tayfasından tutunda,  iktidarın açılım politikasına verdikleri destekten ötürü pop kültür sanatçı ve aydınlar üzerinden çok ciddi bir takım analizlerin yapılacağını kestirmek olası bu günden.

 

Alıntılar

1-Google  2-Ekşi sözlük  3-Birikim dergisi-sayı 23

Bu yazı toplam 398 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI


FOTO GALERİ
GAZETEMİZ
RÖPORTAJ