Demokrasinin gereği ve demokratik gelişmiş ülkeler seçimle halkın hür iradesiyle idarecilerini belirler.
Ne hazindir ki, ekonomik, kültürel ve eğitim alanında gelişmemiş ülkeler veya bölgeler seçim kararlarına tahammül etmeyerek işi kavgaya, yaralamaya, öldürmeye kadar götürmekte. ,
Dün ülkemizin 33 beldesinde yeniden halk sandık başına gitti. Bunlarda biri de Mardin ili Nusaybin ilçesine bağlı Girmeli beldesinde yapıldı. AK Partili ve DTP Partisi arasında çekişmeli yapılan seçimin galibi DTP adayı 36 oy fark ile seçildi.
Televizyon kanalların haberlerini izlediğimizde üzülmemek elde değil.
Ya bu seçimi? yoksa zorbalıkla bir savaş alanı mı ? diye insan sormadan edemiyor. Her seçim günü bu ülkede veya bazı yerlere mutlaka silahla konuşuyor. Öldürme ve cinayetle sonuçlanıyor.
Şu hale bakın ki, ayni köyün havasını teneffüs ediyor, ayni köyde yaşıyor, aynı yerde beklide çoğu birbirine akraba olan bu belde sakinleri, ne yazık ki seçimin getirdiği netice kavga ile sonuçlanıyor.
Beş asker yaralanıyor, Bir o kadar da sivil, evler yakılıyor, gençlerin elerindeki taşlarla birilerine saldırmaları ne kadar geri kaldığımızı gösteriyor. Şunu iyi bilmek lazım. Nerede bir savaş, kan, husumet, kavga, terör, baskı, şiddet, cinayet, gasp varsa orada cehalet vardır demektir. Cehaletin neticesidir.
Seçim milletin iradesi demektir. Milletin sandığa yansıyan karara saygılı olmak lazım. Seçim yapmanın gereği de bu.
29 Mart seçimlerinde bu bölgede 25 kişi muhtarlık yüzünden öldürüldü nice ocaklar yandı. Nice insanlar yaralandı. Niceleri hasbi boyladı.
Bu demokrasimidir, bu demokratik bir anlayış mıdır.? Bu olsa olsa kör cehaletin ürünüdür. Geri kalmışlığın cehaletin neticesidir.
Sormazlar mı adama; yahu siz Müslüman değimlisiniz, aynı Allah'a inanıyor, peygambere inanıyor, kurana inanıyorsunuz.. Ama iş seçim neticesine gelince, belediye başkanlık veya muhtarlık neticesine gelince, menfaat çarkına gelince, Müslüman kardeşini, kurana inanan, peygambere inanan, beklide akrabayı öldürebilme cehaleti gösteriliyor.
Hiçbir Avrupa hrıstiyan veya Musevi ülkelerde böyle cinayetler, olaylar, cehaletler yaşanmıyor. Gelişmiş ülkelerde, medeni ülkelerde, olgunluk içinde sandığa gider, oyunu sevdiği kişiye kullanır, medeni bir eda ile evine, işine döner.
Bizde ise maalesef, bu işin peşini bırakmıyoruz. Kin, husumet, aylarca bu işin arkasında durur, yıllarca birbiriyle konuşamaz..
Hiçbir kiliseye bomba konulmuş mu ?
Hiçbir Musevi ibadethanesine havraya bomba konulmuş mu ?
Kilisede ibadet eden bir insan öldürülmüş mü?
Ne yazık ki bu nahoş olaylar hep İslam ülkelerinde, adı Müslüman olan ülkelerde yaşanmakta.
Beş gün önce İran'da camiye konan bomba da 17 insan öldü, 36 kişi yaralandı. adı Ahmet, Muhammed olan insanlar yapmakta. Şii- Sünni adına yapılıyor. Memleketimiz de seçim neticesi yüzünden, o belde de bulunan askerler olmasaydı, güvenlik önlemleri alınmasaydı, belki on kişi ölecekti. Bu cinayetleri işlemekte. Bombayı koymakta. Akrabasını dahi gözünü kırpmadan öldüre bilmekte. Nasıl bir gözü dönmüşlüktür ki, canavarlaşıyor bu insanlar.
Mardin Bilge köyü vahşeti hala izleri hafızalarda silinmezken, hala bu çirkin husumet, kin düşmanlık yapılmakta. Buna üzülmemek elde değil.
Dinim adına, memleketim adına, insanlık adına utanıyorum. Bu cehaletin, bu geri kalmışlığı yok etmeliyiz. Okumak, eğitmek,ilerlemek, ekonomik alanda kültürel alanda gelişmek zorundayız... Cehaleti yenmek için herkesin üstüne düşen görevi yapmak zorunda..