Ne zamandır kurulacağına dair haberler yayımlanıyordu ve nihayetinde parti kuruldu ve yerel teşkilatlanmalara başlandı. AK Parti çatısı altında faaliyet gösteren Sayın Şener, partiyle yaşadığı anlaşmazlıklardan ötürü bağlarını koparmak zorunda kaldı. Faaliyetlerini, kurduğu 'Türkiye Partisi' çatısı altında devam edecek. AK Parti?den ayrıldığı için Sayın Erdoğan?dan ağır eleştirilerine maruz kalmıştı. Eleştirilerin haksız olduğu ve bu haksızlığı daha önce ?Trenden İnenler? adlı yazımda dile getirmiştim. Erdoğan o zamanlar, "Biz dedik ki, bu trenden inen bir daha binemez. Bizim trenden inenle işimiz olmaz. Siyasette bu tür çıkışları yapan hiçbir zaman başarılı olmamıştır. Tarihte de bunun örnekleri vardır" demişti. Erdoğan bu sözü sarf ederken kendisinin de Rehaf treninden indiğini unutmuştu ya da hatırlamak istemiyordu. Tarihte trenden inenlerin örneği çoktur. Demokrasinin gereği de budur. Parti içindeki ilişkiler imam cemaat ilişkisine veya kral ile yönetilen ilişkisine benzemez. Aynı parti içinde farklı görüşler olabilir. Bu farklılık/çeşitlilik parti için zarar değil aksine partinin devamlılığı için gereklidir. Başında da belirttiğimiz gibi demokrasinin gereğidir. Ancak bu tablo, mevcut partilerde görülmemektedir. Kararı veren parti lideridir ve diğer partililer kayıtsız şartsız uyarlar. Bu durumu özetleyen bir kavram kullanacak olursak, adı ?neo diktatör? olur. Şener, imamın her söylediğine uymadı, eleştirdi ve yanlışları söylemekten geri durmadı. Tabii içinde bulunduğu parti eleştirilere açık olmadığı için de Şener trenden inmek zorunda kaldı. İnenlerin bazıları başarılı olmuştur, bazıları ise başarısız? Peki, ya Şener hangi gruptan olacaktır, başarılıların grubundan mı, başarısızların grubundan mı? Bu sorunun cevabı da yazımın amacını ortaya koymaktadır.
TÜRKİYE PARTİSİ VE İKİ SENARYO?
Bu senaryolardan biri iyi diğeri ise kötü? Önce iyisinden başlayalım. Partinin adı neden Türkiye Partisi? Diyelim ki Şener?in amacı yurdun dört köşesinden oy alabilmektir. Ve bu yüzden hemen hemen her ilde parti teşkilatı kurdu. Ne sağcı olarak ne de solcu olarak etiketlenmek istemedi. Kendisini sadece bir ideolojinin temsilcisi değil de, tüm çevrelere saygı duyan, felsefesi ?insan? üzerine kurulmuş olan, kendini hakkın savunucusu olarak gören bir parti olsun. İşte o zaman partinin ?adı? ile amacı uyumlu olacak. Hem Kürtlerden oy alabilecek hem de Türklerden? Hem beyazlardan hem de siyahlardan (Türkiye?de siyahlar da mı var demeyin, var var) oy alabilecek? Tek tek saymaya gerek yok, yani tüm çevrelerden oy alacak ve ismi gibi Türkiye partisi olacak.
İyi senaryodan devam edelim. Bildiğiniz üzere Türkiye Partisi?nin Batman ayağı da kuruldu. Demek ki Kürtlerden, Batmanlılardan beklentisi var. O halde Kürtlerin isteklerine de kulak asmalıdır. Kürtlerin istekleri nedir? Tüm Türkiye biliyor ki Kürt sorunudur. Mevcut ve geçmiş partilerin hiç biri Kürt sorununu çözemedi. Daha geçtiğimiz ay, Uğur Kaymaz?ı öldüren polisler beraat edildiler. Minik bedene on üç kurşun sıkmışlardı sadece, bu yüzden suçsuzdular! Uğur Kaymaz?ın faillerini beraat eden sistem, Kürt sorununu çözebilir mi? Kürtlerin umutları başka bahara, başka bir sisteme kaldı ?tüm olumlu havaya rağmen-. Peki, bu sistem bu parti Türkiye Partisi olabilir mi? Evet olabilir, çünkü senaryonun iyi tarafındayız ve bu tarafta her şey Türkiye Partisi lehine olacak. Biz bu senaryoda olabileceklerden, iki ihtimalden bahsediyoruz.
Şener?in Erdoğan?la uyuşmadığı konunun temelinde özelleştirme politikaları yatmaktaydı. Şener ekonomide uzman bir gömleğe sahip idi. Bu yüzden AKP?nin ekonomide ki yanlışlarını görüyordu ve eleştiriyordu. Eğer Şener bu birikimden yararlanarak ekonomiyi canlandırırsa artık TP?nin başarılı olması kaçınılmaz olur. Özetle parti tüm çevrelere eşit durdu, Kürt, Alevi, Türban vb gibi sorunları çözdü ve temel problemlerden olan işsizlik sorunu da çözdü. İşte o zaman tek başına iktidar olur.
Gel gelelim senaryonun diğerine? Aslında ikinci senaryo birinci senaryonun simetriğidir. Parti, birinci senaryoyu uygulamadığı takdirde, Erdoğan?ın dediği gibi başarısız olacaklar. Şuan 61 tane parti mevcut. Bu partilerden birkaçı hariç diğer partilerin faaliyetleri anlamsız, sadece isim olarak anılmaktadırlar. Ve bu parti çokluğuna rağmen siyasal katılım beklenenin altındadır. Aydın?da seçimlerde yaptığımız çalışmalarda ortaya çıkan temel sonuç partilere, siyasetçilere olan güvensizlik idi. Bu yüzden de siyasal katılım düşmektedir. Bu da bizde ki partilerin niteliğini ortaya çıkarmaktadır. İkinci senaryoda da Türkiye Partisi, bu niteliksiz partiler içinde yer alacaktır. İkinci senaryoda, Türkiye Partisi bazı çevrelerin odağı haline gelecek, sadece bir ideolojinin temsilcisi olacak, demokrasi amaç değil araç olarak kullanılacaktır. Senaryonun bu tarafında TP klasikleşmiş geleneksel siyaseti sürdürecek. Bu siyasette parti içinde adam kayırmacalar olacak, bazı eller partide adamları belirleyecek, delegelerin, üyelerin ve hatta halkın görüşleri önemsenmeyecek. En önemlisi demokrasi ikinci planda olacak. Parti?yi zenginler, toprak ağaları yönetecek. İşte o zaman diğer partilerden farkı kalmayacak, kaybetmeye mahkûm olacak.
Peki, hangisi olacak, birinci senaryo mu ikinci senaryo mu? Aslında dönüp dolaşıp tarihe geliyoruz gene? İşte buna tarih karar verecektir. Bekleyelim ve görelim?