Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Abdurrahman AKBULUT
ZAMAN...
05 Şubat 2010 Cuma

İnsan, zaman içinde doğar,büyür,gelişir,yetişir ve hayat ölümle noktalanır. Hayatın değişik dönemlerini, zaman denilen mefhumun içinde hayat koşullarının çetin şartları, dağdağalı, fırtınalı, gürültülü serüveni içinde bir ömür geçirir.

Zaman en değerli sermayedir. Dilden dile topluma mal olmuş bir atasözü vardır, ?Vakit nakittir" denilerek, zaman denilen mefhumun değeri hep seslendirilmiştir.

Bu değerli zaman sermayesini heba etmeden, zayi olmadan, şu dünya misafirhanesinde hayırlı hizmetlerde, memleket ve millet faydasına güzel hizmetlerde geçirmeliyiz. Bizim için, toplum için, topyekün tüm insanlık alemi için, herkesin kabul gördüğü yararlı işlerde, dünya ve ahiretle ilgili, Allah ve insanların razı olduğu işler yapılmalı.

Bu insanın asil görevi olduğunu bilmeli. Böyle çalışan, bu şuur ve inançla zamanını değerlendiren bir insan, onun zamanı heba olmamış, zayi olmamış onun için baki ve ölümsüz bir ömre tekabül eder. Baki ve meyveli bir ömre dönüşür.

   Geçen her bir dakika, insanoğlunun ömrünü tüketiyor. Kaybettiğimiz her bir saniyeyi geri getirmek mümkün değildir.

Onun için en akıllı insan odur ki, kendini bilen, geleceğini düşünen ve bu istikamette zamanını değerlendiren, zaman sermayesini boş yere harcamayan, dünya ve ahiret için çalışan, iman, ibadet ve hayırlı hizmetlere yönelik gayret gösteren insandır.

   Kıymetli zaman dakikalarının her saniyesi, bir insan için çok önem arz eder. Bir saat zaman dilimi içinde neler yapılmaz ki ? Uzak mesafeler yakınlaşır. Ölümle pençeleşen, kan kaybına uğrayan bir kazazedeyi düşünmek lazım, zamanında müdahale edilmezse hayatı ölümle noktalanır.

Bir anlık ihmal, dikkatsizlik trafik ihlali nice hayatların sönmesine vesile oluyor. Zaman kaybın ne kadar önemli olduğu başında geçenler bilir.

Zaman su misali kıvrım kıvrım akarya, bir yandan akan benim öbür yandan Sakarya. Diyor, rahmetli üstat Necip Fazıl Kısakürek.

Zamanın önemini vurgulamak için şiirinde bizlere armağan etmiş, hatırlatmıştır. Bir su akıntısı misali, akan suyun dalgalarını geri getirmek mümkün olmadığı gibi, tükenen ömür dakikalarımız zaman nehrinin suyu gibi, bir menzile doğru gitmekte. Haberimiz olmadan lehte veya aleyhte gitmekte.

Nice arifler, şairler, yazarlar ve edipler geçen boş zamanlarına hayıflanarak sitem dolu şiirler, makaleler yazmışlar. Gelip gittiler, doyamadan sevdiklerinden, bel bağladıkları servetlerinden zaman onları ayırdı. Bu yolculuğun bir tesadüf eseri olmadığını, iman etmek gerekir diye düşünüyorum.

Elimizden olmadan geldik, gayri ihtiyari da gidiyoruz, o halde bizi getiren ve götüren biri var, başıboş, sahipsiz olamayız, bir vazifemiz olsa gerek.

Büyük bir sultanın sarayında, yani yüce yaratıcının mülkünde bulunuyoruz, bizlere bir zaman dilimi tayın etmiş gezin, görün, yiyin, için ve beni tanıyın, isyan etmeyin, bunca nimetlerime  iyiliklerime karşı nankörlük etmeyin, zamanınızı ibadet ve hayırlı çalışmalarla yapın.

Emirlerim istikametinden ayrılmayın, bir gün hesaba çekilirsiniz, yaptıklarınızın karşılığını mükafat veya ceza görürsünüz diye peygamberler ve elçileri vasıtasıyla biz kullarına bildirilmiştir. Konu ile ilgili peygamberimiz. "İki nimet vardır ki, insanlardan çoğu bunlar hakkından aldanmıştır. O nimetler sıhhat ve boş vakittir.?(Riyazu-salihin.c.1.shf..135) buyurarak ağlık ve zamanın önemini belirtmiştir.

Peygamberin bu mesajına göre zamanımızı. Sıhhat ve sağlığımızı Allah ve resulünün emirleri doğrultusunda harcarsak, değerlendirsek  pişmanlık duyulmayacağı kat'idir.

Zamanın aleyhimize dönüşmemesi için, nakit bilmeliyiz. Dünya ve ahiret mutluluğunu yakalamanın yolu ibadetten geçer.

Zamanını, ömür sermayesini planlı, programlı ve disiplinli bir şekilde çalışmaya bağlı. Aldanmamalı dünyanın cazibelerine, İslam'n güzel yönlerine yönelmeli. Allah'ın zikrinden alıkoymamalı.  Meşru dairede İslam ve kur'anın emirleri çerçevesinde zamanını, ömrünü tüketmeli  insan.

Şu toz pembe dünya hayatı, zaman, ömür, mal, mülk, makam, servet, güzellik, her şey bir gün bitecek. Bizden önce gelenler gitti, biz geldik. Bizde gideceğiz başka bir nesil gelecek. Bu ilahi kanun gereğidir.

Bu kanunu hiç kimse durduramaz. Dünya ve ahirete yönelik hayırlı işler faydalı hizmetleri en iyi şekilde yapmak lazımdır.  Azim ve kararlılıkla aldanmadan, aldatmadan gayret gösterirsek kazanırız.

Zaman çarkı içinde bocalarken, ahiretini unutmamalı. Ömür binamızın tuğlaları her gün bir tanesi düşüyor.  Dönüşü mümkün olmayan, telafisi yapılamayan sayılı ömrümüzün bir menzile doğru akıp gitmekte.

Ömür sermayemizin aleyhimize dönüşmemesi için, zaman mefhumunu iyi değerlendirmek gerekir. Alemlere rahmet olan peygamberimiz yine bir hadislerinde: ?Ölüm gelmeden önce hayatın, fakirlik gelmeden önce zenginliğin, ihtiyarlık gelmeden önce gençliğin, hastalık gelmeden önce sağlığınızın, meşguliyet gelmeden önce boş zamanınızın kıymetini biliniz.? (Fethul -kebir) buyurarak hayatın zenginliğin, gençliğin, sağlığın ve boş zamanın önem ve ehemmiyetini vurgulamıştır.

Dünyaya gönderiliş amacının sebebi, hikmeti bu mefhumları değerlendirmek Allah ve peygamber istikametinde değerlendirme gerektiğini anlamak mümkün.

 Düşünmek lazım. Nerden geldiğimizi, ? niçin geldiğimizi ? ve nereye gideceğimizi? şeklindeki soruları kendimize sorup hayatımızı ona göre yönlendirmemiz gerekir.

Bu soruların cevapları ilahi kelam olan kur'anı kerim'in ayetlerinde görmek mümkün. Okumalıyız, anlamalıyız anladığımızı pratik hayatımıza tatbik etmeliyiz. Bu Müslüman ve mümin olarak asli görevimizdir.

Hayatımızın her saatini rabbimizin rızası doğrultusunda değerlendirme gereği vardır.  Kur'an ve sünnet yolundan ayrılmamak, bu fani alemden beka yurduna göçerken orada mutluluk içinde kalmamızı sağlayan şey, bu dünyada zamanımızı yaptıklarımıza bağlıdır. 

Yüce Allah ilahi mesajında: ?O, hanginizin daha güzel amel edeceğinizi imtihan etmek için, ölümü de hayatı da takdir edip yaratandır.? (mülk. 2 ) buyurarak halıkımız, yaratıcımız rabbimiz yaratılış amacımızı açıklamıştır.

Bu yazı toplam 410 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI


FOTO GALERİ
GAZETEMİZ
RÖPORTAJ